Taşındık! Yeni adresimiz: Çiğdem Mahallesi 1594. Sokak No:3 06530 Çankaya/ Ankara

Etkin doğa koruma çözümleri için biyolojik çeşitliliğin sektörel yönetişim süreçlerine entegre edilmesi gerekir.

Doğal varlıklar ve biyolojk çeşitlilik yaşamımızın süsü değil, vazgeçilmez bir parçasıdır.

Doğa Koruma Merkezi gücünü kurduğu ortaklıklardan alır.

Doğa Koruma Merkezi doğadan ve çeşitliliğinden ilham alır; en basit yaşam formundan ekosistemlere kadar doğanın varoluşuna saygı duyar.

Doğa Koruma Merkezi çok disiplinli yaklaşımlarla uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmeye çalışır.

HAKKIMIZDA

Doğa Koruma Merkezi - kısa adıyla DKM – 2004 yılından beri doğa koruma alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşudur.
 
Doğa Koruma Merkezi'nin amacı; bilimsel yaklaşımları temel alarak, biyolojik çeşitliliğin etkin şekilde korunmasını ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlamaktır.
 
Çalışmalarında 'koruma biyolojisi' disiplinini temel alan DKM, bu anlayışın yaygınlaşması için de çaba gösterir. Dolayısıyla, koruma çalışmalarının başarısı ve sürekliliği için kapasitenin artırılması DKM'nin öncelikleri arasındadır.
 
Doğanın ve çeşitliliğinin korunmasının ancak insanlar ve kurumların işbirliği ve ortak çabası ile gerçekleştirilebileceği fikriyle yola çıkan DKM, 2004 yılından beri ulusal ve uluslararası "ortaklar"ının desteği ile Türkiye'nin dört bir yanında çalışmalarına devam etmektedir.
 
 
 

HABERLER

İKLİM AĞI, Türkiye’yi Paris Anlaşması'nı onaylamaya çağırıyor

Paris Anlaşması, Marakeş'te yapılacak olan İklim Zirvesi öncesinde yürürlüğe giriyor. İklim Ağı, Türkiye'yi yeni iklim rejiminin bir parçası olmak için Paris Anlaşması'nı onaylamaya ve ulusal katkı hedeflerini iyileştirmeye davet ediyor.

 

Bugün itibarıyla küresel emisyonların yüzde 65'inden sorumlu 94 tarafın onayladığı Paris Anlaşması 4 Kasım 2016 tarihinde (yarın) resmen yürürlüğe giriyor. 191 ülkenin imza attığı Paris Anlaşması'nın hayata geçmesi için küresel emisyonların yüzde 55’inden sorumlu en az 55 ülkenin anlaşmayı onaylaması gerekiyordu. Bu eşik Ekim ayı başında aşıldı. Türkiye Paris Anlaşması'nı 22 Nisan 2016 tarihinde imzalamasına rağmen hala onaylamadı. 7-18 Kasım arasında Marakeş'te toplanacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 22. Taraflar Konferansı, Paris Anlaşması'nın da ilk taraflar konferansı olacak.

 

Küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın 2°C'nin oldukça altında tutulması, 1,5°C eşiğinde sınırlandırılması yönünde çalışılması ve 21. Yüzyılın ikinci yarısında net sıfır emisyonlara ulaşılmasına dair hedefler Paris Anlaşması'nı kabul eden tüm ülkelerce tanındı.

 

Anlaşmanın önemli bileşenlerinden biri olan ulusal katkı niyet beyanları  ile ülkelerin ortaya koyduğu emisyon azaltım hedefleri, yüzyılın sonunda 2,7 ile 3,7°C daha sıcak bir dünyaya işaret ediyor. Bilim insanlarına göre, iklim değişikliğiyle mücadelenin başarıya ulaşması için söz konusu hedeflerin yükseltilmesi, emisyonların 2020 öncesinde düşüşe geçmesi şart.

 

Türkiye, Paris Anlaşması'nı imzalayan 191 ülke arasında yer alıyor. Bununla beraber, anlaşmanın onaylanması için henüz herhangi bir irade veya girişim ortaya konulmadı. Bunun doğurduğu risklerin ve kaçırılacak  fırsatların altını çizmek gerekiyor.

 

- Türkiye, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden birisi olan Akdeniz Çanağı’nda yer alıyor. İklim değişikliğiyle mücadelenin başarısızlığı yaşadığımız coğrafyada hem çevresel hem de ekonomik çöküş riskini barındırıyor.

 

- Paris Anlaşması, 2020 sonrası iklim rejiminin çerçevesini çiziyor. Türkiye'nin Paris Anlaşması'nı onaylamaması, anlaşmanın uygulama döneminin mimarisinin belirleneceği aşamada söz hakkına sahip olmaması, küresel iklim hareketinin dışında kalması anlamına geliyor. Türkiye düşük karbonlu ekonomiye dönüşüm prensiplerinin ortaya koyulacağı bu tartışmalarda bulunmalı.

 

- Düşük karbon ekonomisine geçiş, istihdam, halk sağlığı, enerjide dışa bağımlılık gibi kilit alanlarda gelişim vaat ediyor. Küresel iklim hareketinin dışında kalmak, bu fırsatların kaçırılması anlamına geliyor.

 

 

 

Türkiye, adil yükümlülük çerçevesinde ulusal katkı niyet beyanını küresel sıcaklık artışını 1,5°C altında tutma hedefine uygun şekilde yeniden belirlemeli. İklim değişikliğine karşı dirençli ve ekonomik olarak güçlü bir ülke olma hayalini gerçekleştirmek için Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını hızla azaltacak sanayi, ulaşım ve enerji politikalarını ve uyum politikalarını hayata geçirmesi gerekiyor. 2014 yılında 1990’a göre 261 milyon ton daha fazla sera gazı salan Türkiye, ulusal katkı belgesinde emisyonlarını 2030’da 1990’ın 461 milyon ton üstüne çıkarmayı  taahhüt etti. Beyan edilen bu hedef Türkiye’nin sera gazı emisyonlarının 2030’da 2012 yılı seviyesine göre %162 oranında artacağını gösteriyorİklim Ağı bu gerekçelere dayanarak, Paris Anlaşması’nın ilk taraflar toplantısının yapılacağı Marakeş'teki İklim Zirvesi öncesinde Türkiye'yi Paris Anlaşması'nı onaylamaya, ulusal katkı beyanını gözden geçirerek yenilemeye davet ediyor.  

 

 

 

İklim Ağı Hakkında : Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları, iklim değişikliği konusunda ortak kaygılarını ve çözüm önerilerini birlikte dile getirmek üzere 2012 yılında “İklim Ağı”nı kurdu. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin geri dönülemez noktaya gelmeden önce durdurulması için ortak çalışmalar yürütmeyi amaçlayan “İklim Ağı”,  Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme DerneğiDoğa DerneğiDoğa Koruma MerkeziEUROSOLAR Türkiye (Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği Türkiye Bölümü), Greenpeace AkdenizHeinrich Böll DerneğiKadıköy Bilim Kültür ve Sanat Dostları Derneği (KADOS), TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, Yeryüzü DerneğiYeşil Düşünce DerneğiYeşilistWWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), 350 Ankara gibi sivil toplum kuruluşlarının katkısı ile kuruldu.

 

 

 

 

 

ÇALIŞMALAR

YAYINLAR

BİZ KİMİZ

İLETİŞİM

Çiğdem Mahallesi 1594. Sokak No: 3 06530 Çankaya/Ankara
HARİTAYI AÇ

dkm@dkm.org.tr

0 312 287 81 44

0 312 286 68 20