Tür Say! 2021 Raporu Yayınlandı. İncelemek için tıklayın.

Etkin doğa koruma çözümleri için biyolojik çeşitliliğin sektörel yönetişim süreçlerine entegre edilmesi gerekir.

Doğal varlıklar ve biyolojk çeşitlilik yaşamımızın süsü değil, vazgeçilmez bir parçasıdır.

Doğa Koruma Merkezi gücünü kurduğu ortaklıklardan alır.

Doğa Koruma Merkezi doğadan ve çeşitliliğinden ilham alır; en basit yaşam formundan ekosistemlere kadar doğanın varoluşuna saygı duyar.

Doğa Koruma Merkezi çok disiplinli yaklaşımlarla uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmeye çalışır.

HAKKIMIZDA

Doğa Koruma Merkezi - kısa adıyla DKM – 2004 yılından beri doğa koruma alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşudur.
 
Doğa Koruma Merkezi'nin amacı; bilimsel yaklaşımları temel alarak, biyolojik çeşitliliğin etkin şekilde korunmasını ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlamaktır.
 
Çalışmalarında 'koruma biyolojisi' disiplinini temel alan DKM, bu anlayışın yaygınlaşması için de çaba gösterir. Dolayısıyla, koruma çalışmalarının başarısı ve sürekliliği için kapasitenin artırılması DKM'nin öncelikleri arasındadır.
 
Doğanın ve çeşitliliğinin korunmasının ancak insanlar ve kurumların işbirliği ve ortak çabası ile gerçekleştirilebileceği fikriyle yola çıkan DKM, 2004 yılından beri ulusal ve uluslararası "ortaklar"ının desteği ile Türkiye'nin dört bir yanında çalışmalarına devam etmektedir.
 
 
 

HABERLER

Kızılçam ormanları ve makiler, Akdeniz’in ana bitki örtüsüdür.

Kızılçam ormanları ve makiler, Akdeniz’in ana bitki örtüsüdür. Akdeniz ve Ege Bölgeleri başta olmak üzere ülkemizin farklı bölgelerinde yetişen kızılçam, ülkemizde 5,6 milyon hektar orman oluşturmaktadır.

Ülkemizdeki ilk bulgularına Oligosen Jeolojik Döneminde (34-23 milyon yıl öncesi) rastlanan kızılçam milyonlarca yıldır ülkemizde doğal olarak bulunmaktadır.

Akdeniz Havzası’nda çam türlerinin günümüzdeki dağılımı Akdeniz Havzası’nın jeolojik tarihi ve iklimsel özellikleriyle Kuaterner Dönemine (2,58 milyon yıl öncesi) şekillenmiştir.

Kızılçam ve makiler bin yıllar içinde doğal yangınlara uyum sağlamıştır. Her yangından sonra yanan alanlarda yeniden yeşermektedir. Bunun sebebi kızılçam kozalak ve tohumlarının, makilerin köklerinin yangında zarar görmemesidir.

Bu alanlarda başka türlerle ağaçlandırma veya bitkilendirme yapmak, ekolojik açıdan yapılabilecek en büyük hata olur.

Orman yangınlarına ekolojik çerçeveden bakıldığında kendini yenileyebileceği sonucuna ulaşsak da yangından zarar gören yaşamların geriye döndürülemeyeceği bir gerçektir.

Her ne kadar bu sürecin arkasında iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışları ve kuraklığın ana etken olduğu uzmanlar tarafından kabul görse de, bu durum yeterince hazırlıklı olmadığımız gerçeğini değiştirmemektedir.

Her geçen yıl çıkan yangın sayısı ve yanan alan miktarı artmaktadır. Bu da bize yangınla mücadele için teknolojinin daha yoğun bir şekilde kullanılması, teknik altyapının güçlendirilmesi ve vatandaşların yangınların önlenmesine katkısının daha iyi organize edilmesi gerektiğini gösteriyor.

Böylesine bir yıkımla bir daha karşılaşmak istemiyorsak, 2022’nin kurak ve sıcak yazına daha iyi hazırlanmamız gerektiğini unutmamalıyız!

#orman #ormanekosistemi #ormanyangını

ÇALIŞMALAR

YAYINLAR

BİZ KİMİZ

İLETİŞİM

Çiğdem Mahallesi 1594. Sokak No: 3 06530 Çankaya/Ankara
HARİTAYI AÇ

dkm@dkm.org.tr

0 312 287 81 44

0 312 286 68 20